İbrahim Tekpınar / Kement - Yaşama Uğraşı Fanzin

25 Haziran 2023 Pazar

İbrahim Tekpınar / Kement



Boynumuzda kementler var. Kalınca, kendirden örülme sağlam. Kolay kolay kopmaz. Onca yükü kuyudan çekmişse, Allah’ın ipi diye sallayıp Yusuf çekmişlerse kopmaz. 

Boynum ince, bir kementim var. İkinci olsun diye dua ediyorum. Bir kızım, bir kızım , bir kızım. Razıyım ikincisine. Adı bile hazır. Olursa ipime razı gelirim. Sahibinin kırbaçlarına razı, yılkılanmış at gibi ki ölmeye terk edilmiştir yılkı. Yıl, .Öyle bitap bir at gibi razı gelme. Biri evli olduğumuz için hepimizin boynunda. Biri babaların boynunda. Bir cahillerin, günahkarların, hırsızların, aşıkların, mahkumların, yalancıların hepsinin boynunda. Üst üste kement takılınca kimi boğulur. Öldü derler. Oysa ölüm damar damar olması gibi kementlerin üst üste gelmesidir. Biner ağırlık yapar. Kalbe de vurur. Böbreğe de. Hastaneler bu yüzden dolu. Şehirler bu yüzden karma karışık. Mahalleler bu yüzden alt alta üst üste. Köyler bu yüzden birbirinden uzak tepelerde kurulu. Köylüler o yüzden birbirinin sınırlarını korur. Sur örer, bent örer, kement örer.  

Şehrin çarşılarının içinden geçince cümle alemin dikkat kesildiği bir deli vardı. İplikçiydi lakabı. Çarşıda elinde bir yumak iple dolanırdı. Hangi kapıda otursa ip verirlerdi. Bilirlerdi ki iplikçi ip ister. Yoksa komşudan alınır. Yoksa bir başka dükkandan. Mutlaka alınır. Bazen de kapı eşiklerine tünerdi. Urgan misali kalınca ipini yere serer. Kapı eşiğine oturur beklerdi. Susardı. Mahalleli kadınlar o gidince dedikodusunu yaparlardı. Duymuştum. Oğlu, sarı ampulün oradaki çengele ip sarkıtıp, ipi boynuna kement misali bağlayıp asmış kendini. O gün çarşıdaki tüm ipleri toplamış da köylüler ip bulamamış. Kendirden ip yapanların yüzü gülmüş. Pazarda ip karaborsaya düşmüş. Oğlunu evlendirmeye para bulamayan kendirci “Ramazan” usta eline para geçince düğün alışverişine başlamış. Çarşıda iplikçiyle göz göze gelmişler. Korkmuş gözlerine bakmaya. Bedestenin yan sokağındaki Kavafhaneye dalmış. Tütüncüye girmiş. Korkmuş. Karanlık basınca eve gitmiş. Düğünden sonra ne zaman ip örse onun da payını çarşıdakilere dağıtmış. Demiş ki  

bu iplikçinin hakkı” her gün gelip alırmış. Hastaysa torunlarından birine yollatırmış. İplikçinin hakkını. Oysa her gün alırmış. Piç Deno takip etmiş. Dediğine bakılırsa İplikçi, elindekileri Eyüp Peygamber’in kuyusuna salmış. Salmış da salmış her gün bir parça. Kuyu bu dolar. Bunca keder, bunca ipe kim dayanır? Cami cemaatine göre dibi kurumuş kuyunun üstüne demir bir parça yerleştirmek için demir ustalarından biriyle anlaşmışlar. Mahallenin dedikoducu kadınlarıysa "kuyu küstü " diyor. Kuyular küser mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder