-etap 1 -
her şeyi doğru olan biri,
dünyanın bütün dağlarının aynı tepede son bulması gibidir.
her şeyi yanlış olan biri,
daha espri sonlanmadan yaptığı şakanın hepsinin finalini seyirciye çaktıran komedyen gibidir.
normları yıkıp kendi normlarını yaratmak,
tüzel kişilikte özel olma halidir.
bir sonraki seviyede kendi normlarını da yıkarak çırılçıplak kalmak
ve kendi tarihini -onu yıkacağı bilincini hiç kaybetmeden- ince ince yazmaya girişmek;
yeni yaşam formlarının bulunduğu gezegene çağ atlatmaktır.
arabeskin depresif, nihilist, saplantılı septik, paranoyak, şükürcü, yıkıcı ve yok edici tüm diyalektiklerinden geçip; arabesklerden ve kendi arabesklerinden azade,
yeni nesil bir irtifa-ihtiras-intihar üçgeni yaratmak
ve bu yaratının alevlerinin çok başlı, haşmetli harları arasında ayakta kalıp;
zerdüşt, zebani ve zakkumların korosunun maestroluğunu
klasik müzik & trans müzik türlerinin tatları ve tınılarında yönetmek:
bütün kainata göz dikip, tanrıya şirk koşmaktır.
türküler bütün curcunadan cayık ve kendi tükürüklerinin serencamını tamamlamaya tutuşur.
son türkmen beyleri türküleri göçebe damarına enjekte eder ve türküleri toplayıp kaçırır. amerikalı birtakım kodamanlar jazz'ı çarmıhta yakmaya girişir. amy'nin ruhu alayına heyelan olur. son yankeeler kara toprağa karışır. dünya yaşayacağı en delişmen ve denyo dönüşümü yaşamadan önce 7 kıtada kalan son topluluklar: “italyanlar” , “meksikalılar” ,”araplar", “ingilizler”, “iskoçlar", “türkler”, “çinliller” ,”kürtler” , “kolombiyalılar", “çingeneler", “afrikalılar”, “pakistanlılar” ve “ruslar” dır. diğer tüm ezen, ezilen ve piizlenen halkların her biri; niyazının bok yoluna varlarındaki bütün yol varyasyonlarını yaşayarak hunharca meftah olmuştur. ilk anarşist meddah hermafrodit bir çingeneden çıkmıştır. diğer halklar’ın bir kısmı nuh markalı gemi arar; bir kısmı yeni köle kolonileri kurmaya çabalar; bir kısmı inzivada zirve kovalar; diger bazı kısımları da sapkın ve hedonist cinsel eylemler silsilesiyle hareket ederek doğada son kalan birkaç bonobo maymununun izinden gitmişler fakat; milyon yıllar sonra dünyanın bu saptanamaz, delişmen, saykespiritüel, anti-astrolojik ve toprağın bir zaman makinesi muştusuyla bazı nazarları tekrar canlandırdığı efsunlu harcından yeniden doğan bir eski zaman dinozoru, bu türünün son örneği yetmiş sekiz bonobo maymununun ve bütün halklardan ortaya karışık üç bin beş yüz elli iki eli sikinde insanın; o an oturmuş ve küçük yellenmelerle devasa anal deliğini oluşturan dinozorun nefes alıp vermesiyle, makat bölgesindeki kılcalları geviş getiren anal delikçilerine kıtlıktan çıkmış gibi topyekün hallenmeleri, son kalan maymunları ve üç bin beş yüz elli iki insanın telefatıyla sonuçlandı.
peşinden iki fecaat patlak verdi. yüzyılların sömürü ve köleci refleksleriyle, gözlerinme kestirdikleri daha cılız ve savunmasız birkaç afrikalıyı kendilerine köle yapmaya çalışan ve total sayıları dört bin bir olan ingilizlere; dünyada kalan dokuz yüz doksan dokuz afrikalı bütün güçleriyle saldırdılar. ingilizlerin yarısını bir kaleye hapsedip diri diri yaktılar. dört yüz elli beş ingilizi en ilkel kabile alışkanlıklarıyla yediler. kalan ingilizler ya mızraklarla ya afrikalıların ingilizlerden çaldıkları kendi silahlarıyla can verdi. afrikalılara bu soykırımlarında araplar ve kürtler destek verdi. geriye kalan altı yüz altmış altı afrikalı ve kimliğini bir şekilde gizleyip kalan insan kervanına katılan yedi ingiliz oldu. son felaket eski sovyet rusların neredeyse hepsinin votka içtiği bir gecede; pakistanlı bir sihirbazın akıl oyunlarına kanarak; bir gece önce pakistanlıların açtığı derin hendeğe düşmeleri ve total sayısı iki bin iki yüz sekiz olan rusların iki bin sekizinin o hendekte ağır acılarla can vermesi oldu. afganlar önce kızgın yağ, sonra zift en son da yanan meşaleleri rusların üstüne attılar.
birkaç gün sonra magmanın merkezinden yanık bir kaval sesi duyuldu. kaval önce klarnete sonra saksafona dönüştü. 7 kıta birbirine yaklaşıp tek vücut oldu. her yanı orman ve iç denizler sardı. kalan halkların sayısı yirmi beş bin kadardı. hava bir açıp bir karardı. insanın zengin kısmı daha çok sarardı.bir gün bu halkların hepsi birden verimli bir vadide uyandı..
ilk aradıkları suydu. ilk ağladıkları yakınları, ilk bağladıkları donları, ilk sağlama aldıkları canları oldu. aynı kaval bu sefer başka nota çaldı. vadi birden viyadüğe döndü. viyadük kendini kasabaya bürüdü. kasaba bir kıta kadar genişti. merkezi; bir derin kuyu, bir garip yükselti, belliydi bir şeylere kaynaklık ettiği.. halkların haiku tutanları zamanla ona ‘geriyiş’ dedi.
anarşinin tüm meridyenlerinden geçip, bütün boylamlarından dolanarak coğrafyayı, cebiri ve cürümü sıfırlayıp kendi greenwich'ini kendine rağmen lağvetmek ve sınırlarda verdiği sınırsızlık mücadelesini, iş diğer öznelerle etkileşim ve eyleşime geldiğinde kendini nesneleştiren oluş: evrimin son poetikal halkasıdır. o halkadan birbirinden apayrı ve her biri fiziksel olarak biricik ama devinimsel yönelimde aynı nesnellik durumalarını birbiriyle barışık ve birbirinden kopuk ifâ etmeleri elbet zaman alacaktı. nesneleşmelerinin farkında olan öznenin, diğer öznelerle aynı ve onlardan ayrı özneliğini eski kapitalist toplumlarda olduğu gibi statü, kariyer, kar marjı ya da ezilen, mazlum, öteki gibi durumlar üzerinden açıklaması için bir ortam yoktu. şimdilik temel ihtiyaçların ve doğayla başa çıkmanın özneliğinde buluştukları nesnelleşen eforların oluşturdupu göķkuşağı dışında hiçbir hologram geçmiyordu. kasabanın ortasında sürrealist ve çok tanrılı bir heykeltraşın elinden çıkmışçasına boyu on yedi metreyi bulan bir anıt gibi parlayan o diagonal direğimsi yapıya; oraya sızan o yedi kamufle ingilizin fişteklemesiyle ve italyanlar, meksikalılar ve son anda ikna olan türklerin baskısıyla o yapıya bir süre gfreenwich dendi.
greenwich'in tek özelliği bir başlangıç noktası, köleci dillerce "checkpoint" olmasıydı. ama bir bitiş noktası, bu anarşizan formda yoktu, olamazdı. halkların her biri günler gecelere dolandıkça kendilerini çağıran sınırsız, savaşsız, rütbesiz, rakipsiz ve statüsüz enerjiyi her yerlerinde hissetmeye başlamışlardı.. masalın mesele dönüşmeden önce başlarda adı evrensel sömürgeci dil kabullerinden biri olan ve eski dünyadaki paralel ve meridyenlerin başlangıç yani 0 noktasını temsil eden ‘greenwich’ olmuştu. bu, kendini kendinden yenileyen, sınırsızlığın sonsuz formuna başlayan özne kendi başatlığı ve biricikliği konusunda bilincini oluşturacak bir meydan, buluşma-toplanma-etkinlik noktası oluştursun diye alelade bir tabula rasaydı. bilincin akıcı ve devingen yaşamsal sürecinde nesneleşme ve nedenselleşme halleri onda özneliğinin ayrıksı özlerini oluşturduğu gibi; cinsiyeti, dili, yaşı, rengi, mizacı ve yetenekleri birbirinden farklı bireylerin ortak nesneleşme süreçlerini de inşa edecek ama kendisine bağlılığın doğa olaylarının ve felaketlerinin kendisine olan inanç ya da imanla alakadar edilmesiyle; kendisinin bağnaz bir toteme, eski dünyanın saçmalıklarından astroloji gibi düzmece tezgahlara dönüşmesi olasılığını cayır cayır taşımaktaydı. o yüzden o tabula rasayı köleci dil ailelerinin süper gücünden çıkarıp, kapitalizmin modernist ve post-modernist süreçlerinde aslında bir medeniyet ve batılılaşma aldatmacası olan "ilerleme" yani "ilerleyiş" kavramlarının zıttıyla, hem de biz türklerin anadilimizle bir kelime oyunu yapmak ve bu dibi kuyulu, üstü diagonal dikilitaşa "geriyiş" demek hem fonetik hem metaforik bir ışık yakacaktı.
geriyiş noktasından hareket eden her özne; geçmişinden, genlerinden ve gizlerinden gelen dominant ve öteki oluşu önceleri savrularak ve diğer öznelere saplayarak uyuyacakları otağlara kendilerini atacaktır. burada feyerabend'in devletsiz ama anarşist polis teşkilatı modeli öne süren, kontrolcü ve hukuk sağlayıcı anarşist model akıllara gelebilir. ama sovyetler birliği yıkıldıktan sonra yaşanan hazin devlet şatafatı ve bürokrat kadroların, feodal ağalar ve kapitalist domuzlar eyerinde dünya zenginleri ya da burjuva takımlarını oluşturması, bizim feyerabend amcanın modelini her ne kadar anarşizm ve komünizm birbirinden oldukça farklı kavramlar ve oluşlar olsa da; dibinin köküne kadar sorgulatacaktır. evlilik olmayacağı gibi, kız alıp verme, vaftiz ya da kirvelik, kına, bekarlığa veda, dişil ve eril bütün kodlar ve çiftleri çiftlik modeliyle kuşatan mottolar boşa düşecektir. geriyiş merkezli sınırsız anarşi toplumu, evlilik kurumunun lağvını, birçok masraf ve zorunluluktan da yırtacağı için 10, bilemediniz 20 yılda unutacaktır. ama evliliklerin hemen hemen yarısını oluşturan ve öznelerin nesneleşmekte en çok direneceği duygudurumlardan biri kaçınılmaz ve kuşkusuz: aşķ olacaktır. ve bu ne tam bilimsel ve biyolojik ne tam ruhani ve sezgisel olan yasak meyve bu anarşi deneyiminin mutlak bir yerinde kendi adem ve havvalarını doğuracaktır. bireyleri ve toplulukları darmaduman edecek yegane karşı-devrimler; belki de tarafları hem kurutan hem sırılsıklam eden bu aşk sarmalından kopacaktır. sınırları kaldırmakta, toprakları bölüşmekte, doğadan eşdeğer ve doğanın devamlılığını düşünür faydalanışta, parasızlık ve pahasızlıkta, yeteneklerin ayrıksılığında ve zanaatlerin çeşitliliğinde öğrenmeye, öğretmeye, üretime, tüketime ve geri dönüşüme tüm duyusal kanallarını açıp ortak payda çemberlerini zihinlerinde ve zikirlerinde holihop gibi çeviren özneler bile olsalar;
mesele aşka ve aşķlarını yaşama biçimlerine gelince olabildiğine abondane olup, tartışmalar, krizler, kavgalar, yağmalama, yaralama ve ölümler baş gösterecektir. bunların, ilkel dürtülerin ve libidonun sahnede sarkastik salınımından kaynaklanan zorbalıklardan ötürü olacağı gibi; aşkı aşk yaptığı düşünülen bazı hislenimlerin toplumda veba gibi hızlıca yayılmasıyla kaçınılmaz bir felakete dönüşecektir. bu hislenimlerin başında : "kıskançlık" gelecektir...
belki, duruma göre devam edebilir..
01.08.2023 / Kadıköy

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder